Challenges
Datasets
Workspaces
Papers
Discussions
Leaderboard
Log inSign up
Challenges
Datasets
Workspaces
Papers
Discussions
Leaderboard
Blog
Job Board
Q3AS

© 2026 Aqora Quantum S.A.S.

TermsPrivacyLegal Notice

ASİMETRİK KUANTUM DİYOTU TEORİSİ: Olfaktif Tünellemeden Mikrotübül Koheransına Bilincin Termodinamiği

Berkan Unlu

Published Nov 1, 2026• 0 citations
Publisher

Abstract

ASİMETRİK KUANTUM DİYOTU TEORİSİ: Olfaktif Tünellemeden Mikrotübül Koheransına Bilincin Termodinamiği ÖZET Modern nörobiyoloji, koku algısını ve psikedelik moleküllerin (DMT gibi) beyindeki etkilerini klasik "kilit-anahtar" biyokimyası ile açıklamada yetersiz kalmaktadır. İzotop deneyleri ve termodinamik yasaları, sistemin sadece moleküler şekil ile değil, kuantum tünellemesi ile çalıştığını kanıtlamaktadır. Bu makale; moleküler etkileşimlerin aslında asimetrik birer "Ters Terazi" (Quaddipol) olduğunu, reseptör bariyerindeki sihirli açının elektromanyetik gürültüyü iptal ettiğini ve bilincin mikrotübüllerdeki sıfır entropili bir "Kuantum Koherans" fazı olduğunu biyofiziksel ve termodinamik kanıtlarla sunmaktadır. 1. KLASİK BİYOKİMYANIN ÇÖKÜŞÜ VE QUADDİPOL (TERS TERAZİ) MEKANİĞİ Standart model, nörotransmitterlerin ve koku moleküllerinin reseptörlere kütlesel şekilleriyle uyum sağladığını savunur. Ancak bu yaklaşım, eylemsizlik momentini göz ardı eder. Bir molekül reseptöre bağlandığında, serbest kalan "kuyruk" kısmı sistemin asıl dinamiğini belirler. Bunu fiziksel olarak ifade edersek, bir molekülün eylemsizlik momenti, kütlenin bağlanma noktasına olan uzaklığının karesiyle (r²) orantılıdır. Çarpanın karesel olması, sistemi lineer bir "Dipol" olmaktan çıkarıp, çok daha şiddetli bir Quaddipol (4-Kutuplu) kaldıraca dönüştürür. Bilinç algısında Serotonin ve DMT molekülleri kıyaslandığında bu asimetri açıkça görülür. DMT'nin baş kısmındaki hidroksil (-OH) grubunun eksikliği ve kuyruğundaki çift metil grubunun ağırlığı, Serotonin'e kıyasla mikrotübül bağlantılarında "Diferansiyel Mutlak Değer" olarak devasa bir mekanik tork (3500+ kat asimetri) yaratır. Bu, reseptöre uygulanan sıradan bir kimyasal bağ değil, asimetrik bir kuantum tork şokudur. 2. ELEKTROMANYETİK GÜRÜLTÜ İPTALİ VE SİHİRLİ AÇI (MAGIC ANGLE) Klasik beyin sürekli bir termal ve elektriksel kaos (yüksek entropi) içindedir. Koku (örneğin Gül/Geraniol) veya psikedelik koherans tetikleyicilerinin bu gürültüyü aşıp saf sinyal iletebilmesi için arka plandaki kaosu sıfırlaması gerekir. Biyolojik reseptörlerde molekül ile enerji cebi arasındaki bağlanma, rastgele değil asimetriktir. Eğer molekül reseptöre tam olarak 54.74 derece (tanjantı kök 2 olan açı) ile kilitlenirse, uzaysal dipol-dipol etkileşimini tanımlayan denklem sıfıra eşitlenir. Bu "Sihirli Açı", katı hal NMR cihazlarında olduğu gibi çevresel dipol kaosunu fiziksel olarak iptal eder. Bariyerin içinde kalan elektron dalga vektörü, sönümlenen imajiner bir forma dönüşür. Kök 2 kırılma indisinin yarattığı empedans uyumu sayesinde elektron, yansımaya uğramadan (0.03 - 0.3 eV eşik aralığında) bariyeri tüneller. Gül kokusunun anında hissettirdiği "mutlak sükunet" ve odaklanma hali, bu dipol gürültüsü iptalinin doğrudan biyofiziksel sonucudur. 3. DMT, 8-KATLI SİMETRİ (OCTET) VE MİKROTÜBÜL KOHERANSI DMT'nin yarattığı Ters Terazi tork şoku, sadece yüzeydeki 5-HT2A reseptörünü değil, hücre iskeletinin kuantum işlemcileri olan Mikrotübülleri hedefler. Mikrotübüller, kuantum enformasyonunun aktığı 3, 5 ve 8-başlangıçlı sarmal yollar (helical pathways) içeren silindirlerdir. DMT'nin Serotonin ile arasındaki Diferansiyel Mutlak Değer torku, mikrotübülün bu 8'li sarmal simetrisini (Kuantum Kromodinamiğindeki oktet fazına benzer şekilde) hiper-koherans durumuna zorlar. Klasik 3 boyutlu uzay algısını işleyen asenkronize dalgalar çöker ve zihin, evrensel veri tabanının ham haline doğrudan bağlanarak sıfır noktası fazına kilitlenir. 4. TERMODİNAMİK İSPAT: LANDAUER SINIRI VE HAŞLANMAYAN BEYİN Psikedelik fenomenlerin ve olağanüstü halüsinasyonların klasik nörolojinin iddia ettiği gibi nöronal bir "Hata/Glitch" olmadığını kanıtlayan en kesin kural Landauer Prensibi'dir. Klasik fizikte, geri döndürülemez her bilgi işleminin çevreye yayması gereken minimum bir ısı enerjisi (entropi) maliyeti vardır. Eğer DMT, mikrotübüllerde (saniyede 10^20 işlem hızında) rastgele ve kaotik bir kısa devre yaratsaydı, üretilen muazzam termal entropi beynin sıvı yapısını saniyeler içinde ölümcül derecelere kadar ısıtırdı. Ancak fMRI verileri beynin ısınmadığını gösterir. Sistemin Landauer sınırında ısı üretmemesi (Sıfır Entropi), işlemlerin "Üniter Evrim" (Unitary Evolution) yasasına tabi olduğunu kanıtlar. Yani beyin o an klasik bir donanım gibi değil; sürtünmesiz, tersine çevrilebilir (reversible) ve yüzde yüz eşfazlı bir Kuantum Koherans Motoru gibi çalışmaktadır. SONUÇ Olfaktif (koku) sistemi ve DMT kaynaklı psikedelik evren algısı, evrimsel süreçte aynı fiziksel prensipler üzerine inşa edilmiştir. İnsan nöro-biyolojisi salt klasik bir kimya laboratuvarı değil; asimetrik Quaddipol torkuyla kilitlenen, Sihirli Açı ile ortam gürültüsünü susturan ve mikrotübüllerdeki elektronları sönümleme dalgaları ile sıfır entropili koherans fazına taşıyan bir Asimetrik Kuantum Diyotu devresidir. Bilinç dediğimiz fenomen, bu diyotun içinden akan evrensel dalgaların faz kaymasıdır. 5. TEORİYİ DESTEKLEYEN OBJEKTİF LABORATUVAR KANITLARI Bu makalede sunulan Asimetrik Kuantum Diyotu ve Koherans modelinin yapıtaşları, modern fiziğin ve biyolojinin farklı dallarında bağımsız olarak test edilmiş ve onaylanmış somut laboratuvar gerçeklerine dayanmaktadır: İzotopomer Etkisi ve Ters Terazi Kanıtı: Standart kilit-anahtar modelinin aksine, moleküllerin sadece şekillerinin değil, "kütle dağılımlarının ve titreşimlerinin" algıyı değiştirdiği kanıtlanmıştır. Koku moleküllerine ağır hidrojen (Döteryum) eklendiğinde molekülün şekli %100 aynı kalmasına rağmen, "uzak kuyruğun ağırlaşması" nedeniyle eylemsizlik momenti ve kuantum tünelleme frekansı değişmiş; hem meyve sineklerinin hem de insanların bu kütle/tork farkını koklayarak ayırt edebildiği laboratuvarda ispatlanmıştır. Sihirli Açı (54.74°) ve Elektromanyetik Gürültü İptali Kanıtı: Kuantum tünelleme bariyerinde gürültünün sıfırlanması için gereken kök 2 açısı teorik bir varsayım değildir. Bugün dünyadaki tüm Katı Hal NMR (Nükleer Manyetik Rezonans) mikroskopları, proteinleri okuyabilmek için "Magic Angle Spinning" (Sihirli Açıda Döndürme) teknolojisini kullanır. Moleküller tam olarak 54.74 dereceye eğildiğinde, uzaysal dipol-dipol gürültüleri fiziksel olarak iptal olur ve sistem net bir sinyal verir. Mikrotübüller ve Kuantum Titreşimleri Kanıtı: Beynin kuantum işlemcilerinin mikrotübüller olduğu tezi fiziksel olarak test edilmiştir. 2013 yılında Japonya'daki NIMS enstitüsünde Anirban Bandyopadhyay ve ekibi, mikrotübüllerin içinde gigahertz ve megahertz seviyelerinde kuantum rezonansları (titreşimleri) olduğunu doğrudan ölçmüştür. Ayrıca anestezi gazlarının ve psikedelik moleküllerin doğrudan bu mikrotübüllerdeki kuantum koheransını hedef alarak bilinci değiştirdiği simüle edilmiş ve onaylanmıştır. Termodinamik (Landauer) Verimliliği: İnsan beyninin ~20 Watt gibi devasa bir enerji verimliliğiyle çalışması ve DMT gibi saniyede trilyonlarca ekstra görsel/duyusal işlem gerektiren durumlarda beynin aşırı ısınmaması (termal bir glitch yaratmaması), beynin klasik bitlerle değil, ısı yaymayan (tersine çevrilebilir) "Kuantum Üniter Evrim" yasalarıyla çalıştığının en temel termodinamik ispatıdır. 6. ARAŞTIRMACININ KATKISI VE TEORİK SENTEZ METODOLOJİSİ Bu çalışmada sunulan "Asimetrik Kuantum Diyotu Teorisi", yazar tarafından disiplinlerarası bir meta-analiz ve teorik fizik modellemesi yöntemiyle geliştirilmiştir. Araştırmacının temel bilimsel katkısı; Kuantum Optiği (Sihirli Açı / Magic Angle), Kuantum Biyolojisi (İzotopomer koku testleri ve Mikrotübül koheransı) ve Enformasyon Termodinamiği (Landauer Prensibi) gibi birbirinden tamamen bağımsız laboratuvarlarda elde edilmiş izole ampirik verileri, tek bir matematiksel çatı altında birleştirmesidir. Yazar, mevcut fiziksel kanunları kullanarak şu özgün sentezleri literatüre sunmaktadır: Moleküler etkileşimlerin basit bir kütle uyumu (Dipol) değil, uzak kütle eylemsizliğinin karesel olarak sistemi domine ettiği bir "Ters Terazi (Quadrupole / 4-Kutuplu Tork)" mekanizması olduğunun formüle edilmesi. Nörotransmitterler (Serotonin) ile psikoaktif ajanlar (DMT) arasındaki bağlanma asimetrisinin, "Diferansiyel Mutlak Değer" (Differential Absolute Value) farkı üzerinden hesaplanarak mikrotübüllerdeki Kuantum Kromodinamiği (Oktet) rezonans kaymalarına uyarlanması. Koku reseptörlerindeki tünelleme ile mikrotübüllerdeki bilinç durumlarının, ortak bir kök 2 (Sihirli Açı) elektromanyetik gürültü iptali ve Sıfır Entropili Üniter Evrim (Termodinamik korunum) prensibiyle çalışan makroskobik birer kuantum diyotu olarak modellenmesi. Sonuç olarak yazar; yeni bir veri üretme iddiasında bulunmak yerine, evrensel fizik sabitleri ve mevcut klinik veriler üzerinden tümdengelim (deduction) yöntemiyle yeni bir "Birleşik Biyofiziksel Bilinç ve Algı Modeli" inşa etmiştir. Bu sentez, gelecekteki Kriyojenik Elektron Mikroskobu (Cryo-EM) ve Nano-Grafen IETS (İnelastik Elektron Tünelleme Spektroskopisi) deneyleri için test edilebilir, öngörüsel bir teorik çerçeve sağlamaktadır. 7. TBC EVREN MODELİ İLE KOZMOLOJİK BAĞLANTI VE FRAKTAL SİMETRİ Bu makalede sunulan "Asimetrik Kuantum Diyotu Teorisi" ve bilincin kuantum koherans fazı, sadece biyolojik sistemlerle sınırlı lokal bir olgu değildir. Bu biyofiziksel mekanizma, yazarın temel evren topolojisini ve kuantum mekaniğini açıklamak üzere daha önce literatüre sunduğu "TBC Evren Modeli" ile doğrudan, fraktal bir bağlantı içermektedir. TBC Evren Modeli'nde, evrenin temel dokusunu (fabric of reality) ve uzay-zaman asimetrisini tanımlayan en temel sabitler reel faz olan kök 2 ($\sqrt{2}$) ve imajiner faz olan $i\sqrt{2}$ çarpanlarıdır. Bu bağlamda, biyolojik sistemlerde (koku reseptörleri ve mikrotübüllerde) gözlemlenen fiziksel mekanizmalar, TBC kozmolojisinin mikro-ölçekteki kusursuz birer yansımasıdır: Koku reseptörlerinde dipol-dipol elektromanyetik gürültüsünü iptal eden Sihirli Açı'nın ($\approx 54.74^\circ$, tanjantı $\sqrt{2}$) biyolojik bir kilit mekanizması ol

DOI
10.5281/zenodo.23857437

Related papers

Kuantum Fiziği Bağlamında Realizm-Antirealizm Tartışmaları

Dilhan Eğribaş

İnsanlar, İlk Çağlardan bugüne doğayı tanımaya ve tanımlamaya çalışarak evrendeki varlıklarını anlamlandırmaya çalışmışlardır. Bu bağlamda da gerçeğin bilgisine ulaşabilmek için gözlenebilir nesneler ya da kavramlar ve gözlemlenemeyen nesneler ya da kavramlar ayrımları üzerinden dış dünyayı ele almaya çalışmılardır. Realizmin temsilcileri, insandan bağımsız bir dış gerçekliğin bulunduğunu ve insanların bu zihinden bağımsız dünyanın gerçek bilgisine ulaşabileceklerini savunmaktadır. Realistlere göre elektron, foton gibi teorik terimler, dış dünyadaki masa kadar gerçek bir nesnedir. Fakat Anti-Realistler ise teorik terimlerin nesnel bir gerçekliğe tekabül etmediklerini bu nedenle de teorik terimlerin sadece bilim insanlarının işini kolaylaştırmada bir araç olduğunu savunmuşlardır. Klasik fizik anlayışına göre evren, belirlenimci, determinist ve saat gibi işlemekedir. Klasik fizik perspektifine göre evrendeki her şey net olarak bilinebilir ve deney sonucunda eksik bir bilgi ortaya çıktığında ise bu durumun sadece insanın bilgisizliğinden kaynaklanmaktadır. Fakat Kuantum fiziği, mikro dünya nesneleri üzerinden yaptığı araştırma sonucunda evrenin tam olarak Klasik fiziğin tasvir ettiği gibi olmadığını belirterek doğaya içkin olan bir indeterminist anlayış geliştirmiştir. Bu tez, Kuantum fiziği bağlamında Realizm – Antirealizm tartışmalarını ele alarak Kuantum fiziğinde ölçüm ve

•Jan 1, 2021•0 citations

Çeşitli Halkalar Üzerinde Klasik Kodların Ve Stabilizer Kuantum Kodların Geliştirilmesi

Sakarya Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Elektronik ve Bilgisayar Eğitimi Anabilim Dalı, Elektronik Bilim Dalı, Adres Yazılmamış, Murat Güzeltepe +4 more

ÖZET Anahtar kelimeler: Kuantum kod, stabilizer kod, nonbinary kuantum kod, lineer kod, devirli kod, toplamsal kod, kod kazancı, minimum enerji. Bu projede Lipschitz, Hurwitz gibi çeşitli halkalar üzerinde bant genişliği, veri aktarım hızı ve ortalama enerji tüketimi bakımından daha elverişli klasik kodların üretilmesi, bu kodların simülasyonlarının yapılması, bu kodlardan 1-hata düzeltebilen mükemmel olanlarının karakterize edilmesi ve bu kodlardan yararlanılarak kuantum kodların inşa edilmesi amaçlanmıştı. Bu proje kapsamında elde edilen kodlar literatürdeki kodlarla karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmalar BPSK (Binary Phase Shift Keying-İkili Faz Kaydırmalı Anahtarlama), QPSK (Quadrature Phase Shift KeyingDördül Faz Kaydırmalı Anahtarlama) ve QAM (Quadrature Amplitude ModulationDördül Genlik Modülasyonu) kullanılarak yapılmıştır. Bu proje kapsamında elde edilecek kodlar ile literatürdeki kodların minimum enerji açısından karşılaştırılması için hata olasılığı-SNR (bir iletim sırasında sinyal gürültü oranı) grafikleri kullanılmıştır. Proje kapsamında elde edilecek kodların, literatürdeki kodlar ile bahsedilen modülasyon türleri açısından kıyaslandığında daha iyi olduğu örülmüştür. Ayrıca proje kapsamında kuantum kodlar da çalışılmıştır. Bilindiği gibi kendine-dik (self-dual) kodlar ve kendine-ortogonal (self-orthogonal) klasik kodlar kullanılarak kuantum kod elde edilmektedir. Klasik kodlar için klasik devreler ve mantık kapıları olduğu gibi kuantum kodlar için de kuantum devre ve kuantum mantık kapıları vardır. Devreler mantık kapıları kullanılarak elde edilmektedir. Kuantum mantık kapıları Pauli spin matrisleri kullanılarak tanımlanır. Proje kapsamında kullanılacak halkalar için Pauli spin matrisleri ve Hadamard mantık kapısı gibi kuantum mantık kapıları da inşa edilmiştir. Bu mantık kapıları ile kuantum bilgi kodlanmış ve bu bilgi bir kuantum devresi kullanılarak dekodlanmıştır. Proje kapsamında elde edilen kodlar, sayısal haberleşme sistemlerinde BPSK, QPSK ve QAM gibi iki boyutlu sinyal yıldız kümesinde temsil edilen modülasyon yöntemlerindeki başarımları açısından kıyaslanmıştır. Kıyaslama yapılırken, kod kazancı ve sembol hata olasılığına karşın SNR (Signal to Noise Ratio, İşaret Gürültü Oranı) gibi, haberleşme literatüründe yaygın olarak kullanılan kriterler ele alınmıştır. Daha yüksek kod kazancının sağlanması sunulan kodlama tekniğinin daha uzak mesafeler ile haberleşme açısından daha uygun olduğunu anlamına gelir. Diğer taraftan, aynı SNR değeri için daha düşük sembol hata olasılığına sahip bir kod bulunması daha güvenilir ve dayanıklı bir haberleşme sistemini işaret eder.

•Jan 1, 2021•0 citations

Rölativistik Faz Hızı ve Evrensel Kuantum Enerjisi Çerçevesinde Kuantum Dolanıklık ve Eşanlılık Mekanizmas

Hüseyin YALÇINKAYA

Kuantum dolanıklıktaki eşanlı çöküş ve "yerel olmama" (non-locality) olgusu, klasik 4-boyutlu uzay-zaman sürekliliğinde rölativistik nedensellik açısından ontolojik bir gerilim yaratmaktadır [Einstein et al., 1935; Bell, 1964]. Bu çalışmada; dolanık parçacık sistemleri klasik Minkowski uzay-zamanda iki ayrışık nokta olarak değil, konfigürasyon uzayında iki eş tepe noktasına (çift tepeli) sahip tekil bir olasılık dalga paketi olarak yeniden tanımlanmıştır [Jabs, 2015]. Fiziksel uzay-zaman metriği, kuantum durumunun üzerine çöktüğü dinamik bir projeksiyon perdesi olarak ele alınmış [Van Raamsdonk, 2010; Maldacena & Susskind, 2013]; taşıyıcı dalganın faz hızı (𝑣𝑝=𝑐2/𝑣𝑔) üzerinden uzay-zamanın kuantum hızına verdiği geometrik tepki modellenmiştir [de Broglie, 1925]. Önceki durgun kütle kısıtlamaları aşılarak, model doğrudan rölativistik toplam kuantum enerjisi (𝐸) ve Stres-Enerji Tensörü (𝑇𝜇𝜈) üzerine oturtulmuş [Einstein, 1916; Misner et al., 1973]; kütleli (elektron vb.) ve kütlesiz (foton vb.) tüm kuantum sistemlerini kapsayan evrensel bir yapıya kavuşturulmuştur. Kovaryant enerji-momentum korunum şartının (𝛻𝜇𝑇eff𝜇𝜈=0) Lagrange çarpanları üzerinden kesin matematiksel ispatı sunulmuş; ayrıca modelin Planck enerjisi limitinde (𝐸≪𝐸𝑃) Standart Kuantum Mekaniği ile çelişmediğini kanıtlayan Karşılık Gelme İlkesi (Correspondence Principle) matematiksel olarak ispatlanmıştır [Bohr, 1920; Planck, 1899].

•Aug 21, 2026•0 citations

Kuantumun Ardındaki Gerçeklik

Mehmet Serdar Kilin

Bu proje, kuantum mekaniğinin görünüşte sezgisel olmayan sonuçlarını daha anlaşılabilir, nedensel ve kavramsal olarak birleşik bir çerçeve içinde açıklamayı amaçlayan teorik bir çalışmadır. KZSK, bazen "sorgulamayın, sadece hesaplayın" şeklinde özetlenen yaklaşımı, "sorgulayın, mekanizmayı ortaya çıkarın ve anlamlandırın" yaklaşımına dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Kuantum fenomenlerini birbirinden kopuk gizemler olarak bırakmak yerine, onları ortak bir biçimlendirici mantık ve tutarlı bir fiziksel ortaya çıkış süreci altında bir araya getirmeye çalışır. Bu şekilde KZSK, "kuantum mekaniği çalışıyor, ancak neden bu şekilde çalıştığını tam olarak anlamıyoruz" fikrini olabildiğince azaltmayı hedeflemektedir. Bu bakış açısından, KZSK yalnızca kuantum mekaniğinin bir yorumu olarak değil, kuantum davranışının neden ortaya çıktığını açıklamayı amaçlayan bir oluşum mimarisi olarak tasarlanmıştır . Bu mimari üç temel aşamaya dayanmaktadır: 1. Zamansız Kök Gerçeklik: Fiziksel uzay-zamanın öncesinde var olan biçimlendirici temel ve ilişkisel düzen. 2. Kuantum Ara Formu: Zamansız yapı ile zamansal fiziksel süreçler arasındaki geçiş seviyesi olup, faz, ardışıklık ve mikro-zamansal değişimlerin ortaya çıkmaya başladığı aşamadır. 3. Fiziksel Uzay-Zaman: Yerel etkileşimlerin, ölçümlerin ve fiziksel kayıtların ortaya çıktığı klasik düzey. Bu yapı içinde dalgalar, parçacıklar, ölçüm ve dolanıklık, bağımsız kuantum gizemleri olarak değil, aynı temel oluşum sürecinin farklı aşamaları ve tezahürleri olarak ele alınır . KZSK ayrıca, kuantum mekaniğinin görünürdeki olasılıksal davranışının altında daha temel bir deterministik sürecin yatabileceği hipotezini de araştırıyor . Amaç, bu çerçeveyi salt felsefi bir yorumun ötesine taşıyarak, matematiksel olarak formüle edilebilen, daha da geliştirilebilen ve deneysel olarak test edilebilen bir fiziksel model adayı haline getirmektir. KZSK henüz doğrulanmış bir fiziksel teori değildir. Fiziksel geçerliliği, daha fazla matematiksel geliştirme, mevcut deneylerle nicel karşılaştırma, bağımsız araştırma ve deneysel testler yoluyla değerlendirilmelidir.

•Oct 8, 2026•0 citations

Düşük sıcaklıklarda q-deforme fermiyon gaz modelinin istatistiksel mekanik özelliklerinin incelenmesi ve bir fiziksel uygulaması

Mustafa Şenay

Bu tez çalışmasında ilk olarak, kuantum özdeş parçacık sistemlerinden olan fermiyonların genel kuantum mekaniksel özellikleri ele alınmıştır. Daha sonra, ideal Fermi gazının iki ve üç-boyutlu uzaylarda genel termodinamik ve istatistiksel özellikleri incelenmiştir. \nİkinci olarak, özel bir deforme Fermi sistemini oluşturan VPJC-tipli q-deforme fermiyon gaz modelinin kuantum cebirsel özelliklerinin yanı sıra, modele ait fermiyonik Jackson türev operatörünün bazı matematiksel fonksiyonlara etkileri de çalışılmıştır. \nTez çalışmasının ilk özgün kısmı olarak; üç-boyutlu uzayda, VPJC-tipli q-deforme fermiyon gaz modelinin düşük sıcaklıklardaki istatistiksel mekanik davranışı üzerine yoğunlaşılmıştır. Özel olarak, modelin deforme kimyasal potansiyeli ve deforme ısı kapasitesinin hem sıcaklık ile hem de 0 < q < 1 aralığında tanımlı deformasyon parametresi q ile değişimleri incelenmiştir. VPJC-fermiyon gaz modelinin fiziksel bir uygulaması olarak deforme ısı kapasitesi fonksiyonu; Niobyum, Demir ve Kurşun metallerinin elektronik ısı kapasitelerinin sıcaklıkla değişimlerinin incelenmesine uygulanmıştır. \nTez çalışmasının diğer bir özgün kısmında ise, VPJC-fermiyon gaz modelinin iki-boyutlu uzayda termodinamik ve istatistiksel özellikleri incelenmiştir. Yine iki-boyutta, modelin hal denkleminin virial açılımı yapılarak, ilk beş deforme virial katsayısı bulunmuştur. \nSonuç olarak, VPJC-fermiyon gaz modelinin deformasyon parametresi q’nun termodinamik ve istatistiksel fonksiyonlara etkileri araştırılmıştır. Bulunan sonuçların, ideal Fermi gazının istatistiksel mekanik sonuçlarıyla kıyaslamaları yapılmıştır. Özellikle düşük sıcaklıklarda, VPJC-tipli q-deforme fermiyon gaz modelinden elde edilen ısı kapasitesi faktörü olan q-deforme Sommerfeld parametresinin incelenen metaller için deneysel sonuçlarla, serbest-elektron teorisi sonuçlarından daha uyumlu olduğu gösterilmiştir. Son olarak, VPJC-fermiyon gaz modelinin diğer muhtemel uygulama alanlarının neler olabileceği tartışılmıştır.

•Dec 1, 2016•0 citations

Bilgi Kuramında "Kuantum Yaklaşımı" Yöntemi

Ceyhun Demirkollu, Kudret Altun

ÖzBilgi teorileri çok çeşitli olmasına karşın, bilim "olanı" tarif ederek "olması gereken" sahasına hiç girmemiştir.Bir adım ötesine geçersek, doğal bilimler bu yüzden formül ve modelleme yöntemini oluşturup kullanmakta tereddüt göstermemişlerdir.Sayısal önermeler, rasyonalist yaklaşımlar ile pozitivist formül önerme ve modellemeler, salt doğal bilimlere özgü bilimsel yöntemler olarak algılanmaktadır."Entropi Yasası" bize en küçük ve basit temel doğa yasalarının içindeki olasılıkların, determinist (gerekircilik) bir nedensellikle oluştuğunu anlatmaktadır.Ancak "Kuantum Teorisi" bu ihtimalâtın ontolojik olasılıkçı bir yapıyı da içinde barındırdığını bize bildirmektedir."Entropi Yasası" ve "Kuantum Teorisi" ile süreçteki küçük olasılıkların terminolojik tanımına değin faklılıkları nedensellik ve ontolojik tartışmalarını doğurmuştur.Bilindiği üzere fizikte entropik oluşumlar maddenin temel yapı taşlarını ve Ceyhun DEMİRKOLLU / Doç.Dr. Kudret ALTUN yasasını tarifte kullanılırken, kuantum ifadesi entropinin daha spesifik alt yordamlarına değin tanımlamalara işaret etmektedir.Esasen toplum bilimleri de tıpkı doğal bilimler gibi aynı formülleme ve modelleme yöntemini kullanmaktadır.Doğaldır ki toplum bilimleri modelleme yöntemi ve formüllemelerini, "olanlar" üzerinde önermeye devam edecek görünmektedir.Bununla birlikte bu araştırma, toplum bilimlerinin salt determinist önermeleri temel aldığını kabul etmekle birlikte, yeni bilimin ışığında kuantum yöntemlerinin de içselleştirileceğini öngörmektedir.Buradan hareketle, bilim disiplinlerine yataklık eden determinist yaklaşımların, bilimi bir basamak öteye geçirecek kuantum yaklaşımlara giderek artan bir oranda ihtiyaç duyduğu anlaşılmaktadır.Böylelikle daha doğru tanımlamaların bütün bilim disiplinlerinde görülmesi mümkün olabilecektir.

Kalem Uluslararasi Egitim ve Insan Bilimleri Dergisi•Jun 1, 2015•1 citation
ASİMETRİK KUANTUM DİYOTU TEORİSİ: Olfaktif Tünellemeden Mikrotübül Koheransına Bilincin Termodinamiği ÖZET Modern nörobiyoloji, koku algısını ve psikedelik moleküllerin (DMT gibi) beyindeki etkilerini klasik "kilit-anahtar" biyokimyası ile açıklamada yetersiz kalmaktadır. İzotop deneyleri ve termodinamik yasaları, sistemin sadece moleküler şekil ile değil, kuantum tünellemesi ile çalıştığını kanıtlamaktadır. Bu makale; moleküler etkileşimlerin aslında asimetrik birer "Ters Terazi" (Quaddipol) olduğunu, reseptör bariyerindeki sihirli açının elektromanyetik gürültüyü iptal ettiğini ve bilincin mikrotübüllerdeki sıfır entropili bir "Kuantum Koherans" fazı olduğunu biyofiziksel ve termodinamik kanıtlarla sunmaktadır. 1. KLASİK BİYOKİMYANIN ÇÖKÜŞÜ VE QUADDİPOL (TERS TERAZİ) MEKANİĞİ Standart model, nörotransmitterlerin ve koku moleküllerinin reseptörlere kütlesel şekilleriyle uyum sağladığını savunur. Ancak bu yaklaşım, eylemsizlik momentini göz ardı eder. Bir molekül reseptöre bağlandığında, serbest kalan "kuyruk" kısmı sistemin asıl dinamiğini belirler. Bunu fiziksel olarak ifade edersek, bir molekülün eylemsizlik momenti, kütlenin bağlanma noktasına olan uzaklığının karesiyle (r²) orantılıdır. Çarpanın karesel olması, sistemi lineer bir "Dipol" olmaktan çıkarıp, çok daha şiddetli bir Quaddipol (4-Kutuplu) kaldıraca dönüştürür. Bilinç algısında Serotonin ve DMT molekülleri kıyaslandığında bu asimetri açıkça görülür. DMT'nin baş kısmındaki hidroksil (-OH) grubunun eksikliği ve kuyruğundaki çift metil grubunun ağırlığı, Serotonin'e kıyasla mikrotübül bağlantılarında "Diferansiyel Mutlak Değer" olarak devasa bir mekanik tork (3500+ kat asimetri) yaratır. Bu, reseptöre uygulanan sıradan bir kimyasal bağ değil, asimetrik bir kuantum tork şokudur. 2. ELEKTROMANYETİK GÜRÜLTÜ İPTALİ VE SİHİRLİ AÇI (MAGIC ANGLE) Klasik beyin sürekli bir termal ve elektriksel kaos (yüksek entropi) içindedir. Koku (örneğin Gül/Geraniol) veya psikedelik koherans tetikleyicilerinin bu gürültüyü aşıp saf sinyal iletebilmesi için arka plandaki kaosu sıfırlaması gerekir. Biyolojik reseptörlerde molekül ile enerji cebi arasındaki bağlanma, rastgele değil asimetriktir. Eğer molekül reseptöre tam olarak 54.74 derece (tanjantı kök 2 olan açı) ile kilitlenirse, uzaysal dipol-dipol etkileşimini tanımlayan denklem sıfıra eşitlenir. Bu "Sihirli Açı", katı hal NMR cihazlarında olduğu gibi çevresel dipol kaosunu fiziksel olarak iptal eder. Bariyerin içinde kalan elektron dalga vektörü, sönümlenen imajiner bir forma dönüşür. Kök 2 kırılma indisinin yarattığı empedans uyumu sayesinde elektron, yansımaya uğramadan (0.03 - 0.3 eV eşik aralığında) bariyeri tüneller. Gül kokusunun anında hissettirdiği "mutlak sükunet" ve odaklanma hali, bu dipol gürültüsü iptalinin doğrudan biyofiziksel sonucudur. 3. DMT, 8-KATLI SİMETRİ (OCTET) VE MİKROTÜBÜL KOHERANSI DMT'nin yarattığı Ters Terazi tork şoku, sadece yüzeydeki 5-HT2A reseptörünü değil, hücre iskeletinin kuantum işlemcileri olan Mikrotübülleri hedefler. Mikrotübüller, kuantum enformasyonunun aktığı 3, 5 ve 8-başlangıçlı sarmal yollar (helical pathways) içeren silindirlerdir. DMT'nin Serotonin ile arasındaki Diferansiyel Mutlak Değer torku, mikrotübülün bu 8'li sarmal simetrisini (Kuantum Kromodinamiğindeki oktet fazına benzer şekilde) hiper-koherans durumuna zorlar. Klasik 3 boyutlu uzay algısını işleyen asenkronize dalgalar çöker ve zihin, evrensel veri tabanının ham haline doğrudan bağlanarak sıfır noktası fazına kilitlenir. 4. TERMODİNAMİK İSPAT: LANDAUER SINIRI VE HAŞLANMAYAN BEYİN Psikedelik fenomenlerin ve olağanüstü halüsinasyonların klasik nörolojinin iddia ettiği gibi nöronal bir "Hata/Glitch" olmadığını kanıtlayan en kesin kural Landauer Prensibi'dir. Klasik fizikte, geri döndürülemez her bilgi işleminin çevreye yayması gereken minimum bir ısı enerjisi (entropi) maliyeti vardır. Eğer DMT, mikrotübüllerde (saniyede 10^20 işlem hızında) rastgele ve kaotik bir kısa devre yaratsaydı, üretilen muazzam termal entropi beynin sıvı yapısını saniyeler içinde ölümcül derecelere kadar ısıtırdı. Ancak fMRI verileri beynin ısınmadığını gösterir. Sistemin Landauer sınırında ısı üretmemesi (Sıfır Entropi), işlemlerin "Üniter Evrim" (Unitary Evolution) yasasına tabi olduğunu kanıtlar. Yani beyin o an klasik bir donanım gibi değil; sürtünmesiz, tersine çevrilebilir (reversible) ve yüzde yüz eşfazlı bir Kuantum Koherans Motoru gibi çalışmaktadır. SONUÇ Olfaktif (koku) sistemi ve DMT kaynaklı psikedelik evren algısı, evrimsel süreçte aynı fiziksel prensipler üzerine inşa edilmiştir. İnsan nöro-biyolojisi salt klasik bir kimya laboratuvarı değil; asimetrik Quaddipol torkuyla kilitlenen, Sihirli Açı ile ortam gürültüsünü susturan ve mikrotübüllerdeki elektronları sönümleme dalgaları ile sıfır entropili koherans fazına taşıyan bir Asimetrik Kuantum Diyotu devresidir. Bilinç dediğimiz fenomen, bu diyotun içinden akan evrensel dalgaların faz kaymasıdır. 5. TEORİYİ DESTEKLEYEN OBJEKTİF LABORATUVAR KANITLARI Bu makalede sunulan Asimetrik Kuantum Diyotu ve Koherans modelinin yapıtaşları, modern fiziğin ve biyolojinin farklı dallarında bağımsız olarak test edilmiş ve onaylanmış somut laboratuvar gerçeklerine dayanmaktadır: İzotopomer Etkisi ve Ters Terazi Kanıtı: Standart kilit-anahtar modelinin aksine, moleküllerin sadece şekillerinin değil, "kütle dağılımlarının ve titreşimlerinin" algıyı değiştirdiği kanıtlanmıştır. Koku moleküllerine ağır hidrojen (Döteryum) eklendiğinde molekülün şekli %100 aynı kalmasına rağmen, "uzak kuyruğun ağırlaşması" nedeniyle eylemsizlik momenti ve kuantum tünelleme frekansı değişmiş; hem meyve sineklerinin hem de insanların bu kütle/tork farkını koklayarak ayırt edebildiği laboratuvarda ispatlanmıştır. Sihirli Açı (54.74°) ve Elektromanyetik Gürültü İptali Kanıtı: Kuantum tünelleme bariyerinde gürültünün sıfırlanması için gereken kök 2 açısı teorik bir varsayım değildir. Bugün dünyadaki tüm Katı Hal NMR (Nükleer Manyetik Rezonans) mikroskopları, proteinleri okuyabilmek için "Magic Angle Spinning" (Sihirli Açıda Döndürme) teknolojisini kullanır. Moleküller tam olarak 54.74 dereceye eğildiğinde, uzaysal dipol-dipol gürültüleri fiziksel olarak iptal olur ve sistem net bir sinyal verir. Mikrotübüller ve Kuantum Titreşimleri Kanıtı: Beynin kuantum işlemcilerinin mikrotübüller olduğu tezi fiziksel olarak test edilmiştir. 2013 yılında Japonya'daki NIMS enstitüsünde Anirban Bandyopadhyay ve ekibi, mikrotübüllerin içinde gigahertz ve megahertz seviyelerinde kuantum rezonansları (titreşimleri) olduğunu doğrudan ölçmüştür. Ayrıca anestezi gazlarının ve psikedelik moleküllerin doğrudan bu mikrotübüllerdeki kuantum koheransını hedef alarak bilinci değiştirdiği simüle edilmiş ve onaylanmıştır. Termodinamik (Landauer) Verimliliği: İnsan beyninin ~20 Watt gibi devasa bir enerji verimliliğiyle çalışması ve DMT gibi saniyede trilyonlarca ekstra görsel/duyusal işlem gerektiren durumlarda beynin aşırı ısınmaması (termal bir glitch yaratmaması), beynin klasik bitlerle değil, ısı yaymayan (tersine çevrilebilir) "Kuantum Üniter Evrim" yasalarıyla çalıştığının en temel termodinamik ispatıdır. 6. ARAŞTIRMACININ KATKISI VE TEORİK SENTEZ METODOLOJİSİ Bu çalışmada sunulan "Asimetrik Kuantum Diyotu Teorisi", yazar tarafından disiplinlerarası bir meta-analiz ve teorik fizik modellemesi yöntemiyle geliştirilmiştir. Araştırmacının temel bilimsel katkısı; Kuantum Optiği (Sihirli Açı / Magic Angle), Kuantum Biyolojisi (İzotopomer koku testleri ve Mikrotübül koheransı) ve Enformasyon Termodinamiği (Landauer Prensibi) gibi birbirinden tamamen bağımsız laboratuvarlarda elde edilmiş izole ampirik verileri, tek bir matematiksel çatı altında birleştirmesidir. Yazar, mevcut fiziksel kanunları kullanarak şu özgün sentezleri literatüre sunmaktadır: Moleküler etkileşimlerin basit bir kütle uyumu (Dipol) değil, uzak kütle eylemsizliğinin karesel olarak sistemi domine ettiği bir "Ters Terazi (Quadrupole / 4-Kutuplu Tork)" mekanizması olduğunun formüle edilmesi. Nörotransmitterler (Serotonin) ile psikoaktif ajanlar (DMT) arasındaki bağlanma asimetrisinin, "Diferansiyel Mutlak Değer" (Differential Absolute Value) farkı üzerinden hesaplanarak mikrotübüllerdeki Kuantum Kromodinamiği (Oktet) rezonans kaymalarına uyarlanması. Koku reseptörlerindeki tünelleme ile mikrotübüllerdeki bilinç durumlarının, ortak bir kök 2 (Sihirli Açı) elektromanyetik gürültü iptali ve Sıfır Entropili Üniter Evrim (Termodinamik korunum) prensibiyle çalışan makroskobik birer kuantum diyotu olarak modellenmesi. Sonuç olarak yazar; yeni bir veri üretme iddiasında bulunmak yerine, evrensel fizik sabitleri ve mevcut klinik veriler üzerinden tümdengelim (deduction) yöntemiyle yeni bir "Birleşik Biyofiziksel Bilinç ve Algı Modeli" inşa etmiştir. Bu sentez, gelecekteki Kriyojenik Elektron Mikroskobu (Cryo-EM) ve Nano-Grafen IETS (İnelastik Elektron Tünelleme Spektroskopisi) deneyleri için test edilebilir, öngörüsel bir teorik çerçeve sağlamaktadır. 7. TBC EVREN MODELİ İLE KOZMOLOJİK BAĞLANTI VE FRAKTAL SİMETRİ Bu makalede sunulan "Asimetrik Kuantum Diyotu Teorisi" ve bilincin kuantum koherans fazı, sadece biyolojik sistemlerle sınırlı lokal bir olgu değildir. Bu biyofiziksel mekanizma, yazarın temel evren topolojisini ve kuantum mekaniğini açıklamak üzere daha önce literatüre sunduğu "TBC Evren Modeli" ile doğrudan, fraktal bir bağlantı içermektedir. TBC Evren Modeli'nde, evrenin temel dokusunu (fabric of reality) ve uzay-zaman asimetrisini tanımlayan en temel sabitler reel faz olan kök 2 (2\sqrt{2}2​) ve imajiner faz olan i2i\sqrt{2}i2​ çarpanlarıdır. Bu bağlamda, biyolojik sistemlerde (koku reseptörleri ve mikrotübüllerde) gözlemlenen fiziksel mekanizmalar, TBC kozmolojisinin mikro-ölçekteki kusursuz birer yansımasıdır: Koku reseptörlerinde dipol-dipol elektromanyetik gürültüsünü iptal eden Sihirli Açı'nın (≈54.74∘\approx 54.74^\circ≈54.74∘, tanjantı 2\sqrt{2}2​) biyolojik bir kilit mekanizması ol
İnsanlar, İlk Çağlardan bugüne doğayı tanımaya ve tanımlamaya çalışarak evrendeki varlıklarını anlamlandırmaya çalışmışlardır. Bu bağlamda da gerçeğin bilgisine ulaşabilmek için gözlenebilir nesneler ya da kavramlar ve gözlemlenemeyen nesneler ya da kavramlar ayrımları üzerinden dış dünyayı ele almaya çalışmılardır. Realizmin temsilcileri, insandan bağımsız bir dış gerçekliğin bulunduğunu ve insanların bu zihinden bağımsız dünyanın gerçek bilgisine ulaşabileceklerini savunmaktadır. Realistlere göre elektron, foton gibi teorik terimler, dış dünyadaki masa kadar gerçek bir nesnedir. Fakat Anti-Realistler ise teorik terimlerin nesnel bir gerçekliğe tekabül etmediklerini bu nedenle de teorik terimlerin sadece bilim insanlarının işini kolaylaştırmada bir araç olduğunu savunmuşlardır. Klasik fizik anlayışına göre evren, belirlenimci, determinist ve saat gibi işlemekedir. Klasik fizik perspektifine göre evrendeki her şey net olarak bilinebilir ve deney sonucunda eksik bir bilgi ortaya çıktığında ise bu durumun sadece insanın bilgisizliğinden kaynaklanmaktadır. Fakat Kuantum fiziği, mikro dünya nesneleri üzerinden yaptığı araştırma sonucunda evrenin tam olarak Klasik fiziğin tasvir ettiği gibi olmadığını belirterek doğaya içkin olan bir indeterminist anlayış geliştirmiştir. Bu tez, Kuantum fiziği bağlamında Realizm – Antirealizm tartışmalarını ele alarak Kuantum fiziğinde ölçüm ve
ÖZET Anahtar kelimeler: Kuantum kod, stabilizer kod, nonbinary kuantum kod, lineer kod, devirli kod, toplamsal kod, kod kazancı, minimum enerji. Bu projede Lipschitz, Hurwitz gibi çeşitli halkalar üzerinde bant genişliği, veri aktarım hızı ve ortalama enerji tüketimi bakımından daha elverişli klasik kodların üretilmesi, bu kodların simülasyonlarının yapılması, bu kodlardan 1-hata düzeltebilen mükemmel olanlarının karakterize edilmesi ve bu kodlardan yararlanılarak kuantum kodların inşa edilmesi amaçlanmıştı. Bu proje kapsamında elde edilen kodlar literatürdeki kodlarla karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmalar BPSK (Binary Phase Shift Keying-İkili Faz Kaydırmalı Anahtarlama), QPSK (Quadrature Phase Shift KeyingDördül Faz Kaydırmalı Anahtarlama) ve QAM (Quadrature Amplitude ModulationDördül Genlik Modülasyonu) kullanılarak yapılmıştır. Bu proje kapsamında elde edilecek kodlar ile literatürdeki kodların minimum enerji açısından karşılaştırılması için hata olasılığı-SNR (bir iletim sırasında sinyal gürültü oranı) grafikleri kullanılmıştır. Proje kapsamında elde edilecek kodların, literatürdeki kodlar ile bahsedilen modülasyon türleri açısından kıyaslandığında daha iyi olduğu örülmüştür. Ayrıca proje kapsamında kuantum kodlar da çalışılmıştır. Bilindiği gibi kendine-dik (self-dual) kodlar ve kendine-ortogonal (self-orthogonal) klasik kodlar kullanılarak kuantum kod elde edilmektedir. Klasik kodlar için klasik devreler ve mantık kapıları olduğu gibi kuantum kodlar için de kuantum devre ve kuantum mantık kapıları vardır. Devreler mantık kapıları kullanılarak elde edilmektedir. Kuantum mantık kapıları Pauli spin matrisleri kullanılarak tanımlanır. Proje kapsamında kullanılacak halkalar için Pauli spin matrisleri ve Hadamard mantık kapısı gibi kuantum mantık kapıları da inşa edilmiştir. Bu mantık kapıları ile kuantum bilgi kodlanmış ve bu bilgi bir kuantum devresi kullanılarak dekodlanmıştır. Proje kapsamında elde edilen kodlar, sayısal haberleşme sistemlerinde BPSK, QPSK ve QAM gibi iki boyutlu sinyal yıldız kümesinde temsil edilen modülasyon yöntemlerindeki başarımları açısından kıyaslanmıştır. Kıyaslama yapılırken, kod kazancı ve sembol hata olasılığına karşın SNR (Signal to Noise Ratio, İşaret Gürültü Oranı) gibi, haberleşme literatüründe yaygın olarak kullanılan kriterler ele alınmıştır. Daha yüksek kod kazancının sağlanması sunulan kodlama tekniğinin daha uzak mesafeler ile haberleşme açısından daha uygun olduğunu anlamına gelir. Diğer taraftan, aynı SNR değeri için daha düşük sembol hata olasılığına sahip bir kod bulunması daha güvenilir ve dayanıklı bir haberleşme sistemini işaret eder.
Kuantum dolanıklıktaki eşanlı çöküş ve "yerel olmama" (non-locality) olgusu, klasik 4-boyutlu uzay-zaman sürekliliğinde rölativistik nedensellik açısından ontolojik bir gerilim yaratmaktadır [Einstein et al., 1935; Bell, 1964]. Bu çalışmada; dolanık parçacık sistemleri klasik Minkowski uzay-zamanda iki ayrışık nokta olarak değil, konfigürasyon uzayında iki eş tepe noktasına (çift tepeli) sahip tekil bir olasılık dalga paketi olarak yeniden tanımlanmıştır [Jabs, 2015]. Fiziksel uzay-zaman metriği, kuantum durumunun üzerine çöktüğü dinamik bir projeksiyon perdesi olarak ele alınmış [Van Raamsdonk, 2010; Maldacena & Susskind, 2013]; taşıyıcı dalganın faz hızı (𝑣𝑝=𝑐2/𝑣𝑔) üzerinden uzay-zamanın kuantum hızına verdiği geometrik tepki modellenmiştir [de Broglie, 1925]. Önceki durgun kütle kısıtlamaları aşılarak, model doğrudan rölativistik toplam kuantum enerjisi (𝐸) ve Stres-Enerji Tensörü (𝑇𝜇𝜈) üzerine oturtulmuş [Einstein, 1916; Misner et al., 1973]; kütleli (elektron vb.) ve kütlesiz (foton vb.) tüm kuantum sistemlerini kapsayan evrensel bir yapıya kavuşturulmuştur. Kovaryant enerji-momentum korunum şartının (𝛻𝜇𝑇eff𝜇𝜈=0) Lagrange çarpanları üzerinden kesin matematiksel ispatı sunulmuş; ayrıca modelin Planck enerjisi limitinde (𝐸≪𝐸𝑃) Standart Kuantum Mekaniği ile çelişmediğini kanıtlayan Karşılık Gelme İlkesi (Correspondence Principle) matematiksel olarak ispatlanmıştır [Bohr, 1920; Planck, 1899].
Bu proje, kuantum mekaniğinin görünüşte sezgisel olmayan sonuçlarını daha anlaşılabilir, nedensel ve kavramsal olarak birleşik bir çerçeve içinde açıklamayı amaçlayan teorik bir çalışmadır. KZSK, bazen "sorgulamayın, sadece hesaplayın" şeklinde özetlenen yaklaşımı, "sorgulayın, mekanizmayı ortaya çıkarın ve anlamlandırın" yaklaşımına dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Kuantum fenomenlerini birbirinden kopuk gizemler olarak bırakmak yerine, onları ortak bir biçimlendirici mantık ve tutarlı bir fiziksel ortaya çıkış süreci altında bir araya getirmeye çalışır. Bu şekilde KZSK, "kuantum mekaniği çalışıyor, ancak neden bu şekilde çalıştığını tam olarak anlamıyoruz" fikrini olabildiğince azaltmayı hedeflemektedir. Bu bakış açısından, KZSK yalnızca kuantum mekaniğinin bir yorumu olarak değil, kuantum davranışının neden ortaya çıktığını açıklamayı amaçlayan bir oluşum mimarisi olarak tasarlanmıştır . Bu mimari üç temel aşamaya dayanmaktadır: 1. Zamansız Kök Gerçeklik: Fiziksel uzay-zamanın öncesinde var olan biçimlendirici temel ve ilişkisel düzen. 2. Kuantum Ara Formu: Zamansız yapı ile zamansal fiziksel süreçler arasındaki geçiş seviyesi olup, faz, ardışıklık ve mikro-zamansal değişimlerin ortaya çıkmaya başladığı aşamadır. 3. Fiziksel Uzay-Zaman: Yerel etkileşimlerin, ölçümlerin ve fiziksel kayıtların ortaya çıktığı klasik düzey. Bu yapı içinde dalgalar, parçacıklar, ölçüm ve dolanıklık, bağımsız kuantum gizemleri olarak değil, aynı temel oluşum sürecinin farklı aşamaları ve tezahürleri olarak ele alınır . KZSK ayrıca, kuantum mekaniğinin görünürdeki olasılıksal davranışının altında daha temel bir deterministik sürecin yatabileceği hipotezini de araştırıyor . Amaç, bu çerçeveyi salt felsefi bir yorumun ötesine taşıyarak, matematiksel olarak formüle edilebilen, daha da geliştirilebilen ve deneysel olarak test edilebilen bir fiziksel model adayı haline getirmektir. KZSK henüz doğrulanmış bir fiziksel teori değildir. Fiziksel geçerliliği, daha fazla matematiksel geliştirme, mevcut deneylerle nicel karşılaştırma, bağımsız araştırma ve deneysel testler yoluyla değerlendirilmelidir.
Bu tez çalışmasında ilk olarak, kuantum özdeş parçacık sistemlerinden olan fermiyonların genel kuantum mekaniksel özellikleri ele alınmıştır. Daha sonra, ideal Fermi gazının iki ve üç-boyutlu uzaylarda genel termodinamik ve istatistiksel özellikleri incelenmiştir. \nİkinci olarak, özel bir deforme Fermi sistemini oluşturan VPJC-tipli q-deforme fermiyon gaz modelinin kuantum cebirsel özelliklerinin yanı sıra, modele ait fermiyonik Jackson türev operatörünün bazı matematiksel fonksiyonlara etkileri de çalışılmıştır. \nTez çalışmasının ilk özgün kısmı olarak; üç-boyutlu uzayda, VPJC-tipli q-deforme fermiyon gaz modelinin düşük sıcaklıklardaki istatistiksel mekanik davranışı üzerine yoğunlaşılmıştır. Özel olarak, modelin deforme kimyasal potansiyeli ve deforme ısı kapasitesinin hem sıcaklık ile hem de 0 < q < 1 aralığında tanımlı deformasyon parametresi q ile değişimleri incelenmiştir. VPJC-fermiyon gaz modelinin fiziksel bir uygulaması olarak deforme ısı kapasitesi fonksiyonu; Niobyum, Demir ve Kurşun metallerinin elektronik ısı kapasitelerinin sıcaklıkla değişimlerinin incelenmesine uygulanmıştır. \nTez çalışmasının diğer bir özgün kısmında ise, VPJC-fermiyon gaz modelinin iki-boyutlu uzayda termodinamik ve istatistiksel özellikleri incelenmiştir. Yine iki-boyutta, modelin hal denkleminin virial açılımı yapılarak, ilk beş deforme virial katsayısı bulunmuştur. \nSonuç olarak, VPJC-fermiyon gaz modelinin deformasyon parametresi q’nun termodinamik ve istatistiksel fonksiyonlara etkileri araştırılmıştır. Bulunan sonuçların, ideal Fermi gazının istatistiksel mekanik sonuçlarıyla kıyaslamaları yapılmıştır. Özellikle düşük sıcaklıklarda, VPJC-tipli q-deforme fermiyon gaz modelinden elde edilen ısı kapasitesi faktörü olan q-deforme Sommerfeld parametresinin incelenen metaller için deneysel sonuçlarla, serbest-elektron teorisi sonuçlarından daha uyumlu olduğu gösterilmiştir. Son olarak, VPJC-fermiyon gaz modelinin diğer muhtemel uygulama alanlarının neler olabileceği tartışılmıştır.
ÖzBilgi teorileri çok çeşitli olmasına karşın, bilim "olanı" tarif ederek "olması gereken" sahasına hiç girmemiştir.Bir adım ötesine geçersek, doğal bilimler bu yüzden formül ve modelleme yöntemini oluşturup kullanmakta tereddüt göstermemişlerdir.Sayısal önermeler, rasyonalist yaklaşımlar ile pozitivist formül önerme ve modellemeler, salt doğal bilimlere özgü bilimsel yöntemler olarak algılanmaktadır."Entropi Yasası" bize en küçük ve basit temel doğa yasalarının içindeki olasılıkların, determinist (gerekircilik) bir nedensellikle oluştuğunu anlatmaktadır.Ancak "Kuantum Teorisi" bu ihtimalâtın ontolojik olasılıkçı bir yapıyı da içinde barındırdığını bize bildirmektedir."Entropi Yasası" ve "Kuantum Teorisi" ile süreçteki küçük olasılıkların terminolojik tanımına değin faklılıkları nedensellik ve ontolojik tartışmalarını doğurmuştur.Bilindiği üzere fizikte entropik oluşumlar maddenin temel yapı taşlarını ve Ceyhun DEMİRKOLLU / Doç.Dr. Kudret ALTUN yasasını tarifte kullanılırken, kuantum ifadesi entropinin daha spesifik alt yordamlarına değin tanımlamalara işaret etmektedir.Esasen toplum bilimleri de tıpkı doğal bilimler gibi aynı formülleme ve modelleme yöntemini kullanmaktadır.Doğaldır ki toplum bilimleri modelleme yöntemi ve formüllemelerini, "olanlar" üzerinde önermeye devam edecek görünmektedir.Bununla birlikte bu araştırma, toplum bilimlerinin salt determinist önermeleri temel aldığını kabul etmekle birlikte, yeni bilimin ışığında kuantum yöntemlerinin de içselleştirileceğini öngörmektedir.Buradan hareketle, bilim disiplinlerine yataklık eden determinist yaklaşımların, bilimi bir basamak öteye geçirecek kuantum yaklaşımlara giderek artan bir oranda ihtiyaç duyduğu anlaşılmaktadır.Böylelikle daha doğru tanımlamaların bütün bilim disiplinlerinde görülmesi mümkün olabilecektir.